Hikayem PDF Yazdır e-Posta

Efendim,

1 Agustos 1976 da İstanbul Nişantaşında doğdum. Babam ressam Selim Cebeci, annem illüstratör Zerrin Cebeci. Anlaşamayıp ayrıldıklarında ben ilkokuldaydım ve annemin yanında kaldım. Tek çocuğum. Maddi değil ama manevi imkanlarımız hep yerindeydi. Yağlıboya tüpleri, terebentin kokusu, guaş boya, kretuar, ( maket bıçağının Fransızcasının Türkçesi :), The Beatles, The Rolling Stones, bugün bile anlam veremediğim bilimum sanatsal film;  kendimi bildim bileli hep etrafımda varolan şeylerdi. Ama hiçbir zaman kolay bir hayatımız olmadı. Belki de bu yüzden her zaman zor olanı seçmeyi tercih etmişimdir.

Hikayem02
Hikayem03
Aklımın erebileceği her türlü çılgınlığa girebilecek potansiyelde olduğum 17 yaşımdayken birgün müzik grubumuz DIMENSIONS’dan dostum Emre Laçin bana;  “ Oğlum, benim Fransadaki kuzenler  ve arkadaşları evde kendi kendilerine dövme yapıyorlarmış”  dediğinde ciddi ciddi heyecanlanmıştım. Nasıl oluyordu da rockstarların ve karizmatik kişiliklerin vücutlarını süsleyen dövmeler evde yapılabiliyordu? Emre kuzenlerinden  bir toplu iğneye iplik sardıklarını , ( bu iplik iğnenin üzerindeki mürekkebin hemen bitmemesini sağlıyordu ) ve bu iğneyi çini mürekkebine bandırdıktan sonra küçük,seri  vuruşlarla derilerine hafifçe batırarak dövme yaptıklarını öğrenmişti. Bizim evde bu malzemelerin hepsi o an mevcuttu ve biz ilk önce kimin yapacağını tartışmaya başlamıştık bile. Ben her zamanki temkinliliğimle Emreye “  Önce sen yap. Eğer ertesi gün ölmezsen ben de kendime yapacağım” dedim. Malzemeleri hazırladıktan sonra Emre kendine kuzenlerinin taktığı “bird” lakabına ithafen sol kolunun altına bir tane “b” harfi yaptı.  Onu  bu uğraş içerisinde izlerken hayat yolumuza kırmızı bir halı serdiğimizi hissetmiştim.  Ertesi günü bekleyemedim ve Emre işini bitirdikten sonra bende sol kolumun üzerine bir ying yang yaptım. Ertesi gün o ying yangın etrafına “dimensions” yazdım ve ondan sonraki günde hepsinin etrafını alevlerle çevreleyip formu bir güneşe benzettim.
Hikayem04
Artık ok yaydan çıkmıştı. aylar boyunca neredeyse her gün elimde iğne, iplik, çini mürekkebi kolumdaki dövmenin boyutunu büyütüyordum.  Yeni dövmeler de yapmıştım kendi kendime. Sağ koluma Sepulturanın “S” sinden esinlenerek tasarladığım tribal bir “E” harfi, onun üzerine de Anthony Kiedis’in kolundaki tribali takliden yaptığım bir tribal. Sol elimin üzerine iskambil karakterlerini de yapınca lisede namım iyice yayılmaya başladı. Zaten ufak ufak çevremdeki insanları da dövmelemeye başlamıştım. Bu böyle bir sene boyunca devam etti. 1995 senesinde Kazım Carlsten Salahor ile tanıştım. Bugüne kadar tanıdığım en deli dolu adamlardan biri olan Kazım’ın elinde o ana kadar hiç görmediğim bir şey vardı. Bir Dövme makinesi ! Kazım bana hayatımı değiştirecek bir teklifte bulunarak bana Ortaköyde açmayı düşündükleri bir dövme stüdyosunda çalışmak isteyip istemeyeğimi sordu.  Bu benim için o ana kadar karşılaştığım en büyük fırsattı. Fakat bir problem vardı. Daha önce bir dövme makinası görmüşlüğüm ve kullanmışlığım yoktu. Kazım sağolsun bu duruma söyle bir çözüm getirdi “ bana yapa yapa öğrenirsin. “ Ortaköy TATTOOJITSU da geçirdiğim bir sene  içerisinde haftanın belirli günlerinde de Korukent Solariumunda part time olarak dövme yaptım.
Hikayem05
Hikayem06
Artık özgüvenim çok yükselmişti. Ama gönül bağıyla girmiş olduğum bu yolda dövmeciliği öğrenmek dışında bir beklentim olmadığından doğru düzgün para kazanamıyordum.  Henüz lise mezunuydum ve daha bir üniversiteye girememiştim. Durum böyle olunca da TATTOOJITSU dan ayrıldım. 1996-1997 yılları arasında Beyoğlunda  farklı restorant ve barlarda servis elemanı olarak çalıştım. Bir yandan da bir sanat okuluna girebilmek için kursa gidiyordum.  1997 yazında Bodrum’da P.J. Erhan ve Yekta Erçil ile tanıştım. P.J piercing, Yekta ise dövme yapıyordu ve MYSTIC BODY ARTS isimli bir stüdyoları vardı. Bana İstanbul’da  bir şube açmayı düşündüklerini ve benim de orayı işletebileceğimi  söylediler.  O senenin sonunda Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları bölümünü kazandım  ve MYSTIC BODY ARTS’ın Beyoğlu şubesinde çalışmaya başladım.
Hikayem07Hikayem08
Ayrıca o sıralarda çalmakta olduğum “ TAXI “ grubuyla da hafta sonları Taksim Kemancı barda çalmaya başlamıştık. Hayatımın en yoğun dönemiydi diyebilirim. Sabah okul, sonra dövme, gece de program. Mecburen Üniversite kayıdımı bir seneliğine dondurdum. 1998 yazında Bodrum MYSTIC BODY ARTS da 1999 yazında da Alanya da bir kuaförde dövme yaptım. 1998-1999 arasında geçen süreçte dövmecilik mesleğim adına ilerlemek istemediğim bir yolda olduğumu farkettim. Üniversitede okumakta olduğum bölüm olan HAT ve TEZHİP sanatları vizyonumu genişletmişti. Geleneksel sanatların disiplini, kurgusal gücü, zanaat yönü, mitolojik ve Kültürel birikimiyle gizemli tarafı... Bütün bunlarla dövme arasında şaşırılacak kadar çok ortak yan görmeye başlamıştım. Dövme de zaten geleneksel bir zanaat değilmiydi? Hal böyleyken bir karar verdim. Artık kendi kendimin patronu olacaktım.
2000 senesinde annemle yaşadığımız evin bana ait odasını studyo haline getirerek herşeye sıfırdan tekrar başladım. 2004 yılında üniversiteden mezun oldum. 2000-2006 yılları arasında çaldığım YUZ DERECE adlı grup ile beraber bir albüm bile çıkarttık. Okul, Dövme ve Müzik derken geldi askerlik zamanı. Askerliğimi Balıkesirde bando davulcusu olarak yaptım. Ayrıca orada kurduğumuz grup ile ordu evlerinde vatan için müzik de yaptık.
Hikayem09Hikayem10
Tezkeremi alıp memlekete döndükten sonra YÜZ DERECE’den ayrıldım ve müzisyenliği hobi olarak kabul ederek kariyerimi görsel sanatlar içeren kulvarlarda devam ettirmeye karar verdim.

Geleneksel Türk Sanatlarını konu alarak yaptığım dövmeler yurt dışında yaşayan dövme severlerin dikkatini çekti

ve...

2008 yılında Alman dövme dergisi TATOOWIER MAGAZIN bana yedi sayfa ayırdı.

Bunu SCANDINAVIAN TATTOO MAGAZIN ve SKIN&INK ( USA ) röportajları takip etti.

2010-2011 arasında da her ay TATOOWIER MAGAZIN’in horoskop sayfasını yaptım.

2011 Aralık ayında İtalyan Dövme Dergisi TATTOO.1 TRIBAL ile bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Röportajları okumak için tıklayınız

 

Sanatçı olmak benim için kendimi ifade edebilme aracı değil, başlıbaşına bir hayat tarzı. Ama gerek ailemden aldığım terbiye, gerekse de akademiden aldığım eğitim sayesinde hiçbir zaman bu hayat tarzını bohemlikle bağdaştırmadım. Bir işe başarıyla vakıf olabilmek için o işe sevgi, sabır ve tutkuyla bağlanmak gerektiğine inanıyorum.

Pin It
Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Temmuz 2012 09:15