Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü

Mimar Sinan Üniversitesinde güzel sanatlar okumak en büyük hayalimdi ve 1997 senesinde okulun Geleneksel Türk El Sanatları Bölümünü kazandım. Ama Geleneksel Türk El Sanatı Bölümü benim en son tercihimdi. Boşta kalmamak için seçmelerde yazmıştım. Hatta…

Her Şey Çok Güzel Olacak

Bir dövme stüdyosuna her değişik kesimden insan uğrayabilir. 1998 baharında ben çalışmak için Bodrum’a gitmeden önce de bir cast ajansından, yakında çekilecek bir film için figüran arayan biri gelmişti. Kadro bombaydı: Mazhar Alanson, Cem Yılmaz,…

1998 Yazı

O yaz günlerim Mystic Body Arts’da dövme yapıp sosyalleşerek geçiyordu. Kerem Özyeğen Mor ve Ötesi’ne transfer olmuştu. Ben de Dimensions zamanlarında rakip (hatta düşman) grubumuz Monkeys Popcorn’un gitaristi Barış Çakır’la buzlarımı eritmiştim. 10 sene evveline…

Mystic Body Arts

1997 yazında Bodrum’a tatile gittim ve orada P.J.Erhan ve Yekta Erçil ile tanıştım. P.J. piercing, Yekta ise dövme yapıyordu ve Bodrum barlar sokağında Mystic Body Arts isimli bir stüdyoları vardı. P.J. Ankara’da gazetecilik okumuş ama…

Jah Rastafari

1995’de artık bir dövmeci olmuştum ve özgüvenim de çok yükselmişti. Ama gönül yoluyla girdiğim bu yolda dövmeciliği öğrenmek dışında bir beklentim olmadığından doğru dürüst para kazanamıyordum. Henüz lise mezunuydum ve daha bir üniversiteye girmemiştim. Durum…

SPARK ve Kemancı Geceleri

O sıralar liseyi daha yeni bitirmiştim ve üniversiteye girmek için hiçbir acelem yoktu. Biraz dinlenmeye ve boş boş takılmaya ihtiyacım vardı. Dimensions devri bitmiş “Spark” devri başlamıştı. Hayat şartları Lâçin ile yollarımızı ayırmış, Kerem’le birleştirmişti….

Oğuz Atak Cinayeti

90ların ilk yarısında dövmenin günah olup olmadığı henüz tartışma konusu değildi. Çünkü dövmeli insanlar azınlık olduğundan toplumu provake etme etkisi henüz zayıftı. Eğer dövmeliyseniz size korku, saygı ve hayranlık arasında gidip gelen karmaşık duygularla tip…

Tattoojitsu ve Ortaköy Günleri

Lise bittikten hemen sonra Kazım Carlsen Salahor ile tanıştım. Sene 1995 idi. Bugüne kadar tanıdığım en deli dolu adamlardan biri olan Kazım’ın elinde o ana kadar hiç görmediğim bir şey vardı. Bir dövme makinesi! Kazım…

Çok Yaşa AÇIK RADYO!..

Lise zamanlarında arada beraber konserler verdiğimiz, elemanları ile partilediğimiz bir gruptu Siddhartha.  Kurucuları Özgür Kurcan (huzur içinde uyusun) ve Ege Madra ile bol bol ev partileri yapardık. Kerem Özyeğen ve Özgür kuzendi. Kerem de benim…

Ah Nerede O Eski Biletler?…

1990’lar ilk stadyum konserlerinin de yapılmaya başladığı yıllardı. Harbiye açık hava tiyatrosuna gelen 3.sınıf yabancı rock gruplarından sonra 1993’de kanlı canlı Guns n’ Roses’ı ve devamını görmek, hepimize kendimizi yurt dışındaymış gibi hissettirmişti.  Hele ki o zamanlar…