TÜRKİYE’NİN İLK DÖVME FUARI

Emre Cebeci 2003 / Kağıt üzerine guaş boya

2008 senesinde bir e-mail aldım. Yazan kişi Denizli ilinden bir organizatördü. Bana yurt çapında konser ve davet organizasyonları yaptığını ama yurt dışında keşfettiği Tattoo Convention (Dövme Fuarı) konseptini ilk kez Türkiye’de uygulamak istediğinden bahsediyordu. Bunu daha önce yapmamıştı ve bana da organizasyonuna katılımda bulunmam için çağrıda bulunuyordu.

Dövme fuarları dünyada 1976’dan beri süregelen ve günümüzde sektörel anlamda çok büyük gelişim göstermiş organizasyonlardır. Dev gibi alana yayılmış onlarca stanttaki dövmeciler, orayı gezmeye gelmiş binlerce ziyaretçinin önünde faaliyet göstererek reklamlarını yaparlar. Gösterdikleri performanslar, yapılan bir yarışma ile farklı kategorilerde ödüllere layık görülür. Alınan ödüller ise itibar ve sponsor kazanma amacı taşır.

Bir dövme fuarında ayrıca dövme malzemesi satan firmalar, piercing ile ilgili stantlar, alternatif kültürel gösteriler, konserler ve daha birçok alt kültüre ait gösterileri izlemek mümkündür.

Prensip olarak, böyle magazinsel bir duruş sergileyen organizasyonlarda performans göstermeyi kendim için pek uygun bulmuyorum. Çünkü ben sanatın, zamanla da birbirleriyle de yarıştırılmasına karşıyım. Ancak bu tamamen kişisel bir duruş. Yoksa eğlenmeyi ve iyi vakit geçirmeyi ben de çok severim.

Bana e-mail atan organizatör arkadaşa cevaben, kişisel duruşumu mazeret göstererek organizasyonunda performans sergileyemeyeceğimi, ancak kesinlikle çorbada tuzumun bulunmasını istediğimi yazdım. Çünkü şayet bu iş olacaksa, Türkiye’de bir ilk olacaktı. Ona bu konuyla ilgili ücretsiz danışmanlık hizmeti verebileceğimi ve organizasyonun da tanıtım afişini hazırlamak istediğimi söyledim.

Teklifimin kabul görmesini takiben bir süre daha yazıştık ve birkaç ay sonra da organizatör arkadaşla atölyemde bir araya geldik. Bana o ana kadar geçirdiği süreçte tanıştığı bazı meslektaşlarımdan ve karşılaştığı bazı sorunlardan bahsetti.

Sponsor arayışı içerisinde kapısını çaldığı, meslek camiamıza mensup bir müessesenin başındaki kişi kendisine “Sen bu işten vazgeç. Çünkü bunu ben yapacağım.” demiş. O da bu uyarıya prim vermeyip, konuştuğu kişinin rakibi sayılan diğer müesseseye gitmiş. Oranın başındaki kişi de ancak bir şartla sponsorluk yapacağını söylemiş. O da, kendinden başka aynı meslek dalındaki hiçbir müessesenin fuarda yer almamasıymış.

Organizatör bu şartı kabul etmiş. Ama o günden sonra da görüştüğü ilk kişi ve onunla alakalı başka çevrelerden tehditler almaya başlamış. Ben bütün bu anlatılanları şaşkınlık içerisinde dinliyordum. Organizatör bana bu işlerde böyle şeylerin olabildiğini ama kendisinin de buna pabuç bırakmayacağını söyledi.

Ben de ona kolaylıklar ve şans diledikten sonra düşünceli bir şekilde afişimi tamamlamaya devam ettim. Türkiye’de ilk defa yapılacak olan bir dövme fuarının afişinde imzamın olması, benim için sembolik bir anlam taşıyordu.

Organizatör bir sonraki buluşmamıza sponsorla beraber geldi. Organizatörün eli alçıdaydı ve sponsorunda gözü mosmordu. Olay şöyle gerçekleşmiş: İkisi birlikte fuarda yer almasını istedikleri bir dövmeciden görüşmek için randevu almışlar. Oraya gittiklerinde ise bunun bir tuzak olduğunu geç de olsa anlamışlar. Randevu aldıkları dövmeci muhbirlik yapmış ve diğer müessesenin başındaki kişi ve adamları da orada bizimkileri pusuya düşürüp tekme tokat dalmışlar.

İkilimiz için ise mevzu artık dava haline dönüşmüştü. Ne pahasına olursa olsun bu fuar gerçekleşecekti.

Benim her iki müessesenin başındaki kişilerle ve muhbirlik yapan dövmeciyle ayrı ayrı hukukum vardı. Ama bu duyduklarım o kadar midemi bulandırmıştı ki o günden sonra hiçbiriyle muhatap olmayacağıma dair kendime söz verdim.

Afişler etrafa büyük günden sadece bir hafta önce asılabildi. Asılan afişlerin de büyük çoğunluğu, karşı tarafın organizasyonlarıyla yapıştırıldıkları yerden söküldü.

Sonunda Türkiye’nin ilk Dövme Fuarı son derece sönük bir katılımla, 4-5-6 Aralık 2009 tarihinde gerçekleşti. Hazırladığım afişin basılı bir kopyası bile 2 sene sonra Antalyalı bir meslektaşım sayesinde elime geçebildi.

Bu olay bana, bulunduğum sektör içerisindeki kelli felli adamların, profesyonelliği, etiği hiçe sayarak, kişisel çıkarları ve egolarını tatmin etmek uğruna ne kadar küçülebildiklerini gösterdi. Yazık!


Emre Cebeci 2009 / Türkiye’nin ilk Dövme Fuarı için hazırlamış olduğum afiş

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir