Alışkanlıklarımdan Kurtuluş

Sene 2004’tü. Artık yavaş yavaş mezuniyet ve ardından da askerlik yaklaşıyordu. Askerliğimi de bir an önce aradan çıkarmak ve hayatıma hızımı kesecek hiçbir unsur olmaksızın devam etmek istiyordum.

Okulun son senesiydi. Hat Sanatları Bölümü öğrencileri olarak hepimiz bitirme ödevlerimizi sunup mezun olacaktık. Ben bitirme ödevim olarak daha önce o ünlü yönetmen için tasarladığım kelebeği yeni baştan yapılandırarak, onun çok daha geliştirilmiş bir versiyonunu hazırladım ve bu işle de mezun oldum. Ama bu, o kelebekle işimin bittiği anlamına gelmiyordu.

Bir de artık son on beş yılda, vücudumu ve beynimi kim bilir ne kadar yormuş olabileceğimi düşünmeye başlamıştım. 16 yaşından beri sigara içiyordum. 18’imde de başka dumanlı dağlara tırmanmaya başlamıştım. Bir yerlerden duyduğum bir laf vardı: “Bir insan otuzuna kadar ne bok yiyorsa yemeli, ama otuzunda da yediklerini düşünmeye başlamalı!”. Bende de aynen böyle olmuştu. Otuzumun başındaydım ve artık yiyebileceğimi yemiştim.

O zamanlardan bir ben

Aklımdaki ve hayalimdeki yapmak istediklerimi, ancak daha sağlıklı yaşayarak başarabileceğimi anlamıştım. Çünkü, ortak zevklere ve alışkanlıklara sahip olduğum çevremdeki, yaratıcı, kabiliyetli birçok bireyin, aslında laf üretmekten öteye gidemediklerini görüyordum. Eyleme geçmek konusunda herkes ya çok tembeldi ya da çok metotsuzdu.

Ayrıca konsantrasyon süreleri de çok azdı. Amacıma uygun bir yolda, ancak bağımsız olursam ilerleyebileceğimi anlamıştım.

Ben sağlam sonuçların, ancak metotlu çalışılarak elde edileceğine inananlardanım. “Yapmak lazım, etmek lazım” diyerek olmuyor. Bir şeyi önce gerçekten istemek gerekiyor. Ben de öncelikle sigarayı bırakmak istiyordum. Ama bunu nasıl yapacaktım? Yıllardır günde iki paket sigara içiyordum. Ötesi de cabası. Pat diye sigarayı bırakıp sinir sahibi olmak, kilo almak, iradeyle savaşmak gibi durumlarla karşılaşmak istemiyordum. Kendime göre şöyle bir yöntem geliştirdim:

  1. Sadece yarım saatte bir sigara yakacaktım.
  2. Sabah uyanır uyanmaz, hele kahvaltıdan önce kesinlikle içmeyecektim.
  3. Bir işle meşgulken asla içmeyecektim.
  4. Yolda yürürken içmeyecektim.
  5. Evde içiyorsam mutlaka açık bir pencerenin önünde içecektim.

Bir anda bırakmanın âlemi yoktu. Bünyemi nasıl yavaşça bunun varlığına alıştırdıysam, yokluğuna da yavaşça alıştıracaktım.

Ne mutlu bana ki meşgalem boldu. Kendimi iyice yaptığım işlere verdim. Daha fazla kitap okumaya başladım. Sabah uyanınca ufaktan egzersiz yapmayı da adet haline getirmeye çalıştım. Bir-iki ay sonra, günde içtiğim sigara adeti beşe kadar düşmüştü. Sonra dört-üç-iki, bire indim ve “tık!..” Sonunda bırakmıştım.

Gördükçe kendimi motive etmek için, içtiğim son paket sigarayı da çerçeveletip evimin dekorasyonuna dâhil ettim.

Yeni hayat totemim

Artık akşamları dışarı da daha az çıkar hale gelmiştim. Müdavimi olduğum yerlere sadece gündüzleri gidiyordum. Beni gördüklerinde “Nerelerdesin yahu?” diyen insanlar çoğalmaya başlamıştı. Öyle ukala ukala da reklam etmedim sigarayı bıraktığımı. Çünkü öyle tiplere oldum olası gıcık olurum.

Artık askere gitmeye hazırdım!

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir