Özel Bir Sipariş

Önceki postlarımda 1999 senesinde aldığım bir kararla artık mesleğimi kendi çatım altında devam ettirme kararı aldığımdan size bahsetmiştim.

Mesleğimi daha önceki senelerde kapısı yoldan geçen herkese açık stüdyolarda icra ettiğimden, illaki bir iş sirkülasyonu olurdu ve para akışı da durmazdı.

İşimi kendi evime almakla, insanların artık sadece referans doğrultusunda bana ulaşabilecekleri gerçeğini göze almıştım. Daha müşteri çevrem küçücüktü. İlk başlarda damlaya damlaya iş gelse de 2001 senesinde ekonomik kriz oldu ve akış neredeyse tamamen durdu.

Biraz panik olmuştum. Herkes sinek avlıyordu. Belki hediyelik eşya dükkânlarına satabilirim diye birkaç hat sanatı iş yaptım. Onlarla bazı kapıları çaldıysam da karşılığında “Ne kendini ne de beni uğraştır” gibi cevaplar aldım. Annemin bir iki parça altını vardı, onları sattı. Onların parasıyla apartmana biriken borçlarımızı falan ödedik.

Derken bir gün biri randevu almak için beni aradı. Geldiğindeyse dövme için değil, asistanlığını yaptığı kişi için bir talebi olduğunu söyledi. Kendisi ünlü bir yönetmenin asistanlığını yapıyordu ve onlar benim hat sanatıyla ilgilenen bir dövmeci olduğumu duymuşlardı. Patronu benden kendi projesinde kullanmak için bazı tasarımlar istiyormuş. “Hay hay” dedim. “Konuşalım”. Ofislerine gittiğimde ünlü yönetmenle tanıştım.

Benden, yurt dışında sergileyeceği bir video enstalasyonunda kullanmak için, özel tasarlanmış hat sanatı işler istiyordu. “Hallederim ama fiyatım da budur” diyerek biraz yukarıdan bir fiyat verdim. Kabul etti. İstediği temalardan birisi bir kelebekti. Arap harflerinden bir kelebek. Diğer temalar bende saklı kalsın. Ancak bu kelebekle hayatımın ilerleyen yıllarında ilginç karşılaşmalar yaşayacaktım.

Bundan daha sonra bahsedeceğim.

Emre Cebeci, 2004 / Mimar Sinan Geleneksel Türk El Sanatları bitirme ödevim.

Ünlü yönetmenin benden istediklerini hazırlayıp ona götürdüğümde, parayı ödemeden önce önüme bir kâğıt koydu. Bu bir anlaşmaydı. İleride ona yapmış olduğum bu tasarımlardan hak talep etmeyeceğimi kabul ettiğim bir imza atmam gerekiyordu. Şöyle bir düşündüm. İçimden “vay be” dedim, “sanırım profesyonellik böyle bir şey. Adam işini sağlama alıyor.” Açıkçası o paraya da çok ihtiyacım vardı. İmzayı attım.

Aradan çok süre geçmemişti ki gazetelerde ünlü yönetmenimizin bu hatlarla yaptığı enstalasyonların, New York Modern Sanatlar Müzesi (MOMA) koleksiyonuna girdiği haberlerini okudum.

İçimden yine ama daha derin bir “vay be” dedim.

Vay Be!…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir