İlk Stüdyom

İlk, tek ve son kartvizitim

Yıl 1999 mevsim yaz sonuydu ve artık meslek hayatıma yalnız devam etmeye karar vermiştim.

Eminönü’nden hasır bir paravan aldım ve bununla evimizin salonunun ancak yatağımın ucu ucuna sığabileceği büyüklükteki bir alanını kapattım. Pantolonlarımı duvara taktığım portmanto askılıklarına astım. Geriye kalan kıyafetlerimi de derinliği az olduğundan fazla yer kaplamayan eski bir ayakkabılık içerisine yerleştirdim. Artık bir yatak odam olmuştu.

Büyüklüğü bir hücre kadardı ama olsun. Yatmaktan yatmaya geçirilecek zaman için daha büyük bir odaya ihtiyacım yoktu ki. Şimdi eski yatak odamı, bir dövme stüdyosuna çevirebilirdim.

Bir dövme stüdyosunun birtakım standartları vardır. Öncelikle temel olarak iki oda gerekir. Biri işi konuşmak, diğeri işi yapmak için. Eski yatak odamı işlem odası, evin salonunun paravan dışındaki alanını da misafir odası olarak belirledim. Misafir odasının bütün olayı dekorasyon olduğundan, işin o aşamasının, harcayabileceğiniz para miktarı ve hayal gücünüzden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

Ama işlem yapacağınız odanın, müşterinizin gözünde daha ilk bakışta güvenilir bir izlenim bırakması gerekir. Hijyenik intiba önemlidir. Ancak bunda da aşırıya kaçarsanız ortamı laboratuvara çevirirsiniz ki bu karşı taraf için en itici şeylerden biridir.

İşlem odasının mobilyası önemlidir. Sizin de dövme yaptığınız kişinin de oturduğu yer konforlu olmalıdır. Müşterinizi saatler boyu yamuk yumuk oturtursanız hem çekeceği eklem ağrılarından kıpır kıpır kıpırdar, hem de işleme yoğunlaşamadığı için fazladan canı yanar. Siz saatler, günler ve bütün kariyeriniz boyunca yamuk yumuk oturursanız da zamanla bilumum skolyoz, kifos ve kamburluk gibi duruş bozukluğuna sebep olan omurga hastalıklarına davetiye çıkartırsınız.

Yani kısacası yamuk oturursanız, yamulursunuz.

Benim param o dönem müşterimi oturtacağım tam profesyonel bir koltuğa yetmediği için açılır-katlanır portatif bir dişçi koltuğu alabilmiştim. Kendim içinse, orta karar bir ofis taburesi aldım.

Annemle babamın ben doğmadan Mahmutpaşa’dan aldıkları perdelik bir kumaş vardı. Deseni ne güzel deyip almışlar. Ben de o perdeye baka baka büyüdüm. Bir gün bir de ne göreyim? O perdedeki desenler meğer bildiğimiz Maori Tribal Dövme desenleriymiş. Annem o kumaşı sonradan perde olarak kullanmaktan vazgeçip bir dolaba saklamıştı. Ben de o kumaşla müşterimi oturtmak için aldığım portatif koltuğu kaplattım. Böylelikle o Kızılay modeli koltuk, çok şık bir dövme koltuğuna dönüşüverdi. O eski perdelik kumaşın kaplı olduğu bir divanda annemin bebekken bana mama yedirdiği siyah beyaz fotoğrafı da bir yere iliştirince hareket daha da şık oldu.

Stüdyomun duvarlarını da o güne kadar yaptığım dövmelerin fotoğraflarıyla doldurdum. İki poster, üç biblo, oldu sana mis gibi bir stüdyo.

Eski yatak odamdan dönüştürdüğüm ilk Stüdyom / 2000
Yadigarlar…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir