Kırılma Noktası

Üniversitenin ilk senesinde çok az dövme yaptım. Çünkü Mystic Body Arts’dan ayrıldıktan sonra boşta kalmıştım. Ayrıca artık alışılagelmiş dövmeci-müşteri ilişkilerinden çok sıkılmıştım.

Gelişmekte olan dövme sektöründeki dövmeci tiplemesinin çoğu, çok avam bir izlenim sunuyordu. Müşterilerin de çoğu farklı değildi. Bize, hizmet sektörü mensubu gibi davranan çok geniş bir kesim vardı. O kesim yüzünden bizler küstahlaşıyor, bizler küstahlaştıkça da imajımız iticileşiyordu.

Sanatına hâkim olan kişiler arasında bile kıroluklarını bastıramayıp muhabbeti leş gibi olanlar vardı. Kimisi müşterisinin evhamıyla alay eder kimisi de kendi meslektaşlarının arkasından kuyusunu kazardı. Rakibi olduğu stüdyoda çalışan dövmeciyi asker kaçağı diye ihbar edene bile rastladım.

Ayrıca kadın dövmeci de neredeyse hiç yoktu.

Benim dövmeden ve dövmecilikten anladığım bu değildi. Dünyada bu işin ne denli saygınlıkla yapılabildiği ortadayken bizim kendimizi geliştiremeyişimiz beni sinir etmeye başlamıştı. Ayrıca yaptığım işlerden de sanatsal bir haz alamıyor, gerçek potansiyelimi kullanamadığım için hayıflanıyordum.

Artık kariyerime net bir şekilde yön vermem gerekiyordu. Bu işi ya bırakacaktım, ya da kendi bildiğim gibi yapacaktım. Ama bu nasıl olabilecekti?

Bir yer kiralamaya ne cesaretim vardı ne de param yetiyordu. Gerçi o güne kadar biraz isim yapmıştım. Ama kendimi geçindirebilecek kazançla da ancak kiramı ödeyebileceğimi biliyordum. Evimiz çatı katıydı ve daha yeni arka tarafın akan çatısını onarmak için bir sürü para harcamıştık. Hiç sermayem yoktu.

Sonra, aslında bu işi evde de yapabileceğim aklıma geldi. Annemle yaşıyordum ve kendi odamı bir mini stüdyoya dönüştürebilirdim. Ama akşamları nerede yatacaktım? Annemle aynı mekân içerisinde bu işi nasıl götürebilecektim?

Canımın sıkıntısını saçlarımdan çıkarttım ve tüm dread’lerimi kestim.

BİR FIRSAT

Tam bunları düşünürken bir telefon geldi. Sene 1999, mevsim bahar sonuydu. Arayan kişi Alanya’da bir kuaför salonu işlettiğini ve yaz sezonu boyunca mekânında dövme yapacak birini aradığını söyledi. Aslında biri varmışmış da onunla anlaşamamışlarmış da, o da birilerinden beni duymuşmuş. Gelip gelemeyeceğimi sordu. Ona bana düşünmem için bir gün vermesini söyleyerek telefonu kapattım.

Hemen birkaç telefonla arayan kişi hakkında küçük bir araştırma yaptım. Edindiğim bilgiler adamın çok sağlam ayakkabı olmadığı yönündeydi. Her sezon yanında bir dövmeci çalışırmış ama hepsiyle bir süre sonra takışıp ayrılırlarmış. Biraz düşündüm. O yaz yapacak hiçbir işim yoktu. Biraz para kazanırsam sermaye yapabilirdim. Hem ne kaybedebilirdim ki? Alanya’ya doğru yola çıktım.

Devamı gelecek postta…

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir