Yöntemler ve Etkileşimler

Üniversitede yıllar ilerledikçe anladım ki geleneksel sanatlarda kullanılan malzemelerin hepsi el yapımıydı. Bembeyaz kâğıtlarımızı, koyu demli çay, sertliği yoğun kahve ve bilumum kaynatılmış bitkinin suyu ile boyardık. Bu renkler kağıda nostaljik bir hava kazandırdı. Sonra da yumurtanın beyazını şap ile çırparak “ahar” denilen kâğıt cilasını elde ederdik. Kâğıt boyandıktan sonra da mutlaka “ahar”lanması, yani cilalanması gerekirdi. Üzerine ahar sürülmüş bir kâğıt ancak 6 ay sonra kullanıma hazır hale gelirdi. Aharlanmamış bir kâğıdın gözenekleri kalemin mürekkebini çok hızlı emeceği için sizi yarı yolda bırakırdı. Ahar, kâğıdın gözeneklerini tıkayarak kâğıda parlak bir görünüm kazandırırdı. Hem de uzun “keşideler” yapmanıza olanak sağlardı.

Hazır bahsi geçmişken, “keşide” Farsça bir kelimedir ve “çekmek” anlamına gelir. Kemankeş, çilekeş, esrarkeş… Bu kelimeden türetilmiştir. Hat sanatında ise keşide, uzun çizgi anlamına gelir.

Boyamış olduğum bazı kağıtlar ve LUNA

Aharlanmış kâğıtlar çıplak elle tutulduklarında, ter ve derideki yağ, kâğıtların üzerinde görünmez lekeler bırakıyordu. Bu lekeler de kâğıda yazarken kamış kalemdeki mürekkebin kâğıda tutunmasını engelliyordu. Bunun çözümü yazmadan önce kâğıdı tebeşir tozuyla hafifçe silmekti.

Çok benzer bir sorunu da kendi mesleğimde yaşıyordum. Dövmesi yapılacak deseni vücuda bazen kalemle çizmek icap ediyordu. Kalemler de derideki ter ve yağlar yüzünden, çok kısa bir sürede çizim gücünü yitiriyordu.

Bir gün bir teori geliştirdim. Kendi kendime “acaba kağıttaki tebeşir tozunun yerine deride de pudra kullansam işe yarar mı?” diye geçirdikten sonra denedim ve sonuç: BİNGO!..

Bir de, dövmecilikte tam tersi etki yaratmak için kullanılan bir materyal vardır ki niyeyse de en çok merak uyandıranlardandır. Marketten de eczaneden de kolaylıkla temin edilebilir. Benim de yıllardan beri eldiven, plastik bardak vs. gibi sarf malzemelerim için alışveriş yaptığım, mahallemizin bir parfümericisi var.

Dükkân sahibi hanım bir gün bana: “Affedersiniz, yıllardır buradan düzenli aralıklarla vazelin alıyorsunuz. Acaba ne için kullanıyorsunuz?” diye sormuştu. Müşterilerimin de sıklıkla sorduğu sorudur: “Vazelin ne işe yarıyor? Kaydırmaya mı?” Gel de şaşırma!

Yazayım da kurtulayım bari:

Efendim, dövme makinasının ucu deriye değdiği an, bir kısım mürekkep derinin altına dövme olmaya giderken, bir kısım mürekkep de derinin üzerine bulaşır. İşlem uyguladığınız alana eğer vazelin sürmezseniz, o derinin üzerine bulaşan mürekkebi sileyim derken bütün satıhı boyar ve esas işlemi göremez hale gelirsiniz. Vazelin yağlı yapısı sayesinde mürekkebin deriye tutunmasını engeller ve sıvıyı küçülterek topak haline getirir. Böylelikle boya fazlasını temizlemek için kâğıt havlunuzu değdirmeniz bile yeterli olur.

Aklınıza başka şeyler getirmeyin.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir