Reis ül Hattatin Ali Alparslan (…ile bir anım)

Reis ül hattatin, hat sanatındaki tüm yazılarda ustalaşmış, en yaşlı hattatlara verilen ünvandır.

Mimar Sinan’da okuduğum dönemki reis ül hattatin Ali Alparslan’dı ve ne büyük şanstır ki ilerlemiş yaşına rağmen sınıfımıza ders vermeye geliyordu.

Takım elbisesi her daim üzerinde ve ütülüydü. Donuk bakışları olan biriydi. Onu tanıdıktan sonra “karizmatik” kavramı benim için yeni bir boyut daha kazanmıştı. Zaten sık sık söylediği meşhur bir lafı vardı:

“Mütebessim (gülümseyen) görünen çehreme aldanmayınız.”

Sınıfta olduğu zamanlarda yazdığımız harflerle dolu sayfaları ona da gösteriyorduk. O da artık yaşlılıktan titreyen eli ve o elindeki kırmızı mürekkepli kamış kalemi ile hatalarımızı düzeltir, bize taktikler verirdi.

Bir gece bir rüya gördüm. Rüyamda gökyüzünde devasa harfler vardı ve hareket ediyorlardı. Koyu ama şeffaf yeşil renkleri vardı ve birbirlerinin içlerinden geçiyor, birbirlerine dolanıyorlardı. Adeta dans eder gibiydiler. Ben de o harflerin içerisinde uçuyordum. Hani Beatles’ın şarkısı “Lucy In The Sky With Diamons” misali. Uykudan ter içinde uyandığımı hatırlıyorum.

Ertesi gün Ali Alparslan’ın dersi vardı. Ders öncesi her zaman yaptığı gibi öğretmenler odasında başköşeye oturmuş, Türk kahvesini içiyordu. Diğer hocalarım da (hepsi de onun eski öğrencisi) onun etrafına konuşlanmıştı.

Kapıyı çalıp içeri girdim ve kendisine evvelki gece gördüğüm rüyayı anlattım. Anlatırken bile hala rüyayı yaşıyordum. Ben anlatırken o hem dinliyor hem de arada diğer hocalara bakış atıyordu. Sanki “seçilmiş” kişiymişim gibi. Anlatmam bittikten sonra yorumunu duymak için sustum. Yorumu şu oldu:

“Uyurken pencere mi açıktı?”..

Huzur içinde uyusun!.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir