SPARK ve Kemancı Geceleri

O sıralar liseyi daha yeni bitirmiştim ve üniversiteye girmek için hiçbir acelem yoktu. Biraz dinlenmeye ve boş boş takılmaya ihtiyacım vardı. Dimensions devri bitmiş “Spark” devri başlamıştı. Hayat şartları Lâçin ile yollarımızı ayırmış, Kerem’le birleştirmişti.

Kerem Özyeğen ile Etiler Lisesi’nden arkadaştık ve bir grupları vardı. Annesi Ayla Hanım (huzur içinde yatsın) Türkiye Milli Buz Hokeyi takımının koçuydu ve Kerem de takımda oyuncuydu. Diğer bir oyuncu olan Kazım’la da tanışmama Kerem vesile olmuştu. Kerem ve grubu Spark bir gitarist arıyordu ve o kişi ben oldum. Kerem ile beraberliğimiz Spark sonrasında da sürdü. 90lı yılların sonlarına doğru kurduğumuz “Taxi” grubuyla Taksim “Kemancı” barda haftada iki gün sahne aldık.


SPARK 1995

Soldan sağa: Boran Üstün, Kerem Özyeğen, Memed Koç, Emre Cebeci
Emre Cebeci 1995 / Spark ve Partners in Crime konser afişi. Partner in Crime da Laçin’in Dimensions’dan sonraki projesi olduğundan afişin tepesinde “The New Dimensions” yazıyor. Yani bir nevi; Ayrılsak da beraberiz.


Bu kayıttaki parça olan Changing faces bir Spark bestesi olup kayıt ise 1995 senesinde bizim evin salonunda verdiğimiz bir mini konserden hatıradır. Fotoğraflar ise Ansu Aksoy tarafından çekilmiştir.

Emre Cebeci 1999 / TAXI grubunun Kemancı özel Afişi

KEMANCI

Kemancı Haliç’teki eski Galata köprüsünün altında kurulmuş olan küçük bir bardı. Orasının köprü altındaki diğer salaş mekânlardan ayrıran özelliği, müzik sisteminden rock müzik çalıyor olmasıydı. Görünüşü bir rock bar gibi olmasa da bir zamanlar İstanbul’da rock dinleyip, biranızı içebileceğiniz başka bir mekân yoktu. Eski Galata Köprüsü, dev dubaların üzerinde durduğundan aheste aheste sallanır, siz de hem Deep Purple hem Slayer eşliğinde yaylana yaylana kafayı bulurdunuz. Benim de sarhoş olup ilk kustuğum yer orasıydı.

Kemancı başımın tacı…

1992de Galata köprüsünde çıkan yangın oradaki tüm işletmeleri kullanılamaz hale getirdiğinde sahibi Zeki Abi, Kemancı’yı önce Taksim’de Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nun üzerindeki küçük mekâna taşımış, burası da çok tutulunca karikatürist Galip Tekin’le ortaklaşa o meşhur iki katlı mekânı, yani Kemancı Rock Bar’ı açmıştı.

Kemancı, rock bar kavramının yeni yeni oturduğu o dönemin lokomotifiydi. Türevlerine nazaran beş yıldızlıydı. Ama şık olmasına rağmen geldiği yer olan eski köprünün altındaki ruha sahipti. Türkiye çizgi roman tarihinin fantastik ve bilim kurgu temasını ilk defa dünyaya duyuran çizeri olan Galip Tekin, Kemancı’nın ortağıydı. Ayrıca birçoğumuzun çocukluk kahramanlarından birisi olan Galip’in, mekân içerisindeki çizim yaptığı küçük stüdyo, orayı daha da benzersiz kılıyordu.

Biz grubumuz “Taxi” ile cumartesileri Alt Kemancı’da sahne alırken, Üst Kemancı’da da bizimle eş zamanlı olarak Yavuz Çetin ve grubu Blue Blues Band çalardı. Yavuz’a olan hayranlığımızdan kendi programımızı erken kesip üst kata, onu dinlemeye çıkardık.

Yavuz Çetin bir blues-rock müzisyeni ve gitaristliği ile dünyadaki benzerlerine aşık atacak yetenekte birisiydi. Stili itibariyle de 70’li yıllardan ışınlanmış gibiydi. Bunlar yetmezmiş gibi bir de aynı grupta Kerim Çaplı’nın davul çalıyor oluşu, onlar çalarken orada bulunan herkese, kendisini çok önemli bir ana tanıklık ediyormuş gibi hissettirirdi. Kerim Çaplı (ki kendisini sadece davulcu olarak tanımlamak gerçekten ayıp olur) gençlik yıllarında A.B.D’de Jimi Hendrix’le ve The Monkees grubuyla çalışıp tarihin bir parçası olmuş çok yetenekli bir müzisyendi.

Her ikisi de beden olarak yanlış zamanda ve yanlış yerde öldü. Ama ruhları kendilerinden sonra gelen müzisyen nesli için büyük ilham olmaya devam ediyor.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir