Asosyallikten Sosyalliğe Doğru İlk Adımlar

Lâçin’le dershanede tanışmıştık. O sırada ben dershane kantininde ağzımda yeni başladığım sigaram, elimde kalemim, defterime karanlık temalı bir şeyler çiziyordum. Laçin yanıma geldi ve çizimlerimle ilgilendi. Bir müzik gruplarının olduğunu ve trash metal çaldıklarını söylediğinde şaşırdım. Çünkü tarzı hiç de öyle görünmüyordu. En azından Akmar Pasajı’nda gördüğüm tiplere benzemiyordu. Bana grubu Dimensions’dan, kaydetmek istedikleri demodan ve çizimlerimi de demoda kullanabileceklerinden bahsetti.

Emre Cebeci 1992 / Yaptığım ilk konser afişidir.

Ben o zaman daha gitar çalmıyordum. Hatta bir elektrogitara elim bile değmemişti. Zaten o yıllarda Türkiye’de doğru düzgün gitar da bulamazdınız. Hatta hatırlıyorum, bir gün tüneldeki bir müzik mağazasının vitrininde iki tane elektrogitar görmüştüm de markalarının Fender olduğuna inanamamıştım.

O zaman birisi çıkıp da bana ileride kendim için dünyanın en önde gelen gitar yapımcılarından birine, cilasının altında adımın yazdığı, yıllanmış sekoya ağacından bir elektrogitar yaptıracağımı söylese acaba ne derdim?

Nik Huber / Junior Red Wood (kısaca TARÇIN)


Dokunduğum ilk elektrogitar Lâçin’indi. Kötünün iyisi, pembe bir Maison. Ama esas beni etkileyen gitarın görüntüsü değil sesiydi. Meğer gitarın sesinin o şekilde çıkmasını sağlayan şey, adına distortion denilen ve ayakla komuta edilen küçücük bir cihazmış. Lâçin gitarıyla bana Pentagram’ın Powerstage parçasını çaldı ve kendi grubunun ismini de bir Pentagram parçası olan Dimensions Of Death’ten aldığını söyledi.

Ne ilginç bir tesadüftür ki Lâçin de ailesi ile benim annemle yaşadığım evin iki üst sokağında oturuyordu. Annem zaman içerisinde bu durumdan pek hoşlanmayacaktı. Çünkü o günden itibaren Lâçin ile çok yakın dost olduk.

Ona kanımın kaynamasına sebep olan şeylerden biri de, ortak zevklerimizden bir tanesinin Beatles olmasıydı. Hem trash metal hem Beatles.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir